Sınıf Evrakları.Net

Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları

En Yeni Kopya Çekme Yöntemleri, Kopya Çekme Teknikleri, Yakalanmadan Nasıl Kopya Çekilir?

Kopya Çekme Yöntemleri

Uykusuz kalmadan, sıkılıp bunalmadan, sabahlara kadar problem çözmeden sınıfı geçmenin yolunu bilmeyen yoktur herhalde. En çalışkan öğrencilerin, hatta boynunda çanla gezen ve geviş getirenlerin bile bildiği, en azından duyduğu bir yol bu: Kopya!

İşlevselliği bir yana, kopya çekmek öğrencilik yıllarının en eğlenceli, en heyecanlı (dersi kırmak ikinci sıradadır), en hatıralı uğraşı olarak bilinir. Sonuçları her zaman parlak olmayabilir (“Adem-Yasak elma-Elveda cennet” kelimeleri size bir şey hatırlatıyor mu?). Ama şu durumda sonuçlardan bahsetmenin pek de faydası yok, çünkü bir ‘kopya-çeker’in en son düşündüğü, hatta hemen hemen hiç düşünmediği bir durumdur bu. Zira gerçek bir kopya-çeker, normal ders ve teneffüs saatlerinde her ne kadar sıradan bir öğrenci gibi görünse de, esasen içinde, sonradan kendisinin de anlamakta zorluk çekeceği, cesur-yürek-çelik-bilek bir yiğit barındırmaktadır (Bknz. Dr Jeykl ve Mr Hyde). Sınav saatlerinde bir kopya-çeker’in hormonları her zamankinden daha farklı çalışır, kan basıncı yükselir, beyni her şeye meyilli hale gelir, parmakları ve gözleri istem dışı hareket etmeye başlar. Artık vakit gelmiştir, kopya-çeker’in gözü dönmüştür ve o dönen göz kopyadan başka hiçbir şey görmemektedir.

Her ne kadar öğretmenler arasında “Kopya çekmenin size faydası yok, zararı var çocuklar” sloganı, uzmanlar dünyasında ise “Kopya çekmek psikolojik bir sorundur, kendine güvensizliktir” efsanesi hüküm sürse de, bu görüşlerin doğruluğu hiçbir zaman kanıtlanamamış, aksine kopyacılık zanaatı, nesillerden nesillere aktarılarak ve teknolojik gelişmelere de ayak uydurarak gün be gün gelişmiştir. Fakat bütün bu zahmete ve emeğe rağmen, kopya zanaatı son derece haksız sıfatlarla (sahtekarlık, tembellik, beleşçilik, saygısızlık vb) etiketlendiğinden dolayı yanlış tanınmış, müdür odalarında ve veli toplantılarında fena halde aşağılanmıştır. Oysa ki kopyacılık, gözlem ve rol kabiliyeti, koordinasyon ve organizasyon becerisi, çeviklik, zindelik, soğukkanlılık, cesaret, dikkat ve motivasyon gerektiren bir uğraştır. Kopya, ezberci eğitime karşı bir başkaldırı, sınav kabusunu yerle bir eden süper bir savunma aracıdır. Güçlü bir kopya sistemiyle donanmış olan bir kopya-çeker’i hiçbir sınav alt edemez sevgili arkadaşlar. O yüzden seçiminizi dikkatli yapmalı, kişiliğinize, fiziğinize, bioritminize, auranıza, şuyunuza, buyunuza en uygun kopya sistemini seçmeli ve tehlikelerle dolu cesaret arenasına donanımlı olarak girmelisiniz.

Biz de ne yaptık, kendi tecrübelerimize ve eski kopya-çeker’lerin anılarına dayanarak sizler için minik bir kılavuz oluşturduk. İyi bir kopya-çeker her şeyden önce gözlem gücünü kullanmalı ve daha sene başından rotasını belirlemelidir. “Ya tüh, bu sınava çalışamadım, dur bari kopya çekeyim” gibi amatörce yaklaşımlara güvenmemeli, ilk derslerden itibaren disiplinli olarak çalışmalarına başlamalıdır. Peki nasıl?


Hazırlık aşaması

Öncelikle dersin öğretmenini iyi tanıyın. Genel olarak nelere dikkat ettiğini, mimik ve jestlerini, ama en çok da reflekslerini iyi takip edin. Masada oturmayı seven ve ayakta durmayı seven öğretmenlere karşı uygulayacağınız yöntem birbirinden farklıdır ve bu da çok önemli bir ipucudur. En ufak bir gözlem hatası bütün planlarınızı alt üst edebilir.

Dersini seven, öğretmeni dinleyen ve not alan bir öğrenci gibi gözükün. Ne yazdığınız çok önemli değil, dün izlediğiniz filmin özetini de yazabilirsiniz, ama arada bir dersle alakalı birkaç cümle de serpiştirin ki öğretmeniniz şöyle bir göz ucuyla baktığında hayal kırıklığına uğramasın.

Sıranızın pozisyonu bir başka önemli faktördür. Konuşlanacağınız yeri iyi seçmeli, sınav sırasında yer değiştirmemelisiniz. En beceriksiz ve göze batan kopyacılar arka sıralardan çıkar, o yüzden oralardan uzak durun. Ayrıca iş bilir bir öğretmen sınıfı masasından değil, en arkadan gözleyecektir, bunu sakın unutmayın. O yüzden yerleşeceğiniz sıra nispeten öne yakın olmalıdır.

Daha ilk günden itibaren sıranızı kirletmeye, üzerine resimler yapmaya, yazılar yazmaya başlayın. Ama sakın abartmayın, aralarda kopya yazabileceğiniz boşluklar bırakmanız gerekiyor.

Işıklandırmanın önemi de apayrıdır. Yaz aylarında güneş alan, kış aylarında ise lambaya yakın olan bir sırayı tercih etmelisiniz. Bütün yıl minyatür kağıtlardan mikro harfleri okumaya çalışacaksınız, hiçbir şey konsantrasyonunuzu bozmamalı.

Bir diğer kuralımız da sıra arkadaşımızla aramızdaki güven sorunsalıdır arkadaşlar. Eski bir kopya-çeker atamız “Her koyun kendi bacağından asılır” diye buyurmuştur, bunu aklınızdan çıkarmayın. Arkadaşınızla ilişkiniz ne kadar sağlam olursa olsun, asla kendinizi tamamen ona yönlendirmeyin, aslolan kendi taktiğinizdir.

Ve son önerimiz. Asla ve kat’a “İyi öğrenci gibi görüneceğim” diye sürekli soru soran, parmak kaldıran, yerli yersiz konuşan, göze batan bir öğrenci olmayın. Mümkün olduğu kadar orta karar ve sıradan bir öğrenci olmaya bakın.

Vakit geldi

Eveet, şimdi gelelim yöntemlerimize. Genel olarak kolay olan yöntemleri seçmeyi tercih ettik, maksat kopya-çeker adaylarının eli alışsın, kopya zanaatına daha rahat uyum sağlayabilsinler.Yeni jenerasyonun yöntemlerini bilemiyoruz tabii, aklınızda acayip bir şeyler varsa, buyurun görüş babında ekleyin. Ama diğer üye görüşlerinden kopya çekmek yok, ona göre!



1. Sıralama yöntemi:

Bakın şimdi ışıklandırma ve sıranızın kirliliği ne kadar işe yarayacak. Kurşun kalemle oturduğunuz sıradaki boş bölgelere kopyanızın girişini yapın. Ama yazmanız gereken kopyaları önceden belirlemeniz gerekiyor. Bu her yöntem için altın kuraldır, sakın unutmayın. Kurşun kalemin iki büyük avantajı vardır. Birincisi sadece belli bir açıdan bakıldığında okunabilir olmasıdır, onun dışında hiçbir şekilde görülebilmesi mümkün değildir. İkinci avantajı ise sınavdan sonra silinebilir oluşudur. Açıkçası bu yöntem süperdir, ama çok büyük bir dezavantajı vardır ki o da statik olmasıdır. Herhangi bir sebepten dolayı öğretmeniniz yerinizi değiştirirse bütün emeğiniz havaya gitti demektir, ne mutlu yerinize oturan şanslı kişiye. Bir diğer dezavantajı da yakalandığınızda inkar edilemeyecek bir delil olarak ortada durmasıdır.




2. Dövme yöntemi:

Vücudunuza hiç alıcı gözle baktınız mı? Hayır, öyle değil, bir kopya-çeker gözüyle tabii ki. O kadar çok kullanılabilir alan vardır ki vücudumuzda, yani öyle böyle değil. Bunların başlıcaları avuç içi, kol ve ayak bilekleri ve diz üstleridir. Eğer elleri terleyenlerdenseniz avuç içini unutun ve diğerleriyle ilgilenin. Ama öyle bir sorununuz yoksa avucunuz süper iş görür. Gözlerinizin görme durumuna bağlı olarak harfleri iyi ayarlamanız gerekiyor, ama harfler ne kadar büyük olursa o kadar az bilgi girişi yaparsınız. Kopyaları uzun cümleler halinde değil, avucunuzu ince – uzun bölümlere ayırarak ipucu kelimeler ve kısa cümleler şeklinde yazmanızı tavsiye ederiz. Parmaklar ise ek bilgi için idealdir, tarih ve formül gibi bilgileri de buralara girebilirsiniz. Bilekler avuç içleri kadar pratik olmamakla birlikte hiç de fena değildir, ama eğer uzun kollu gömlek veya kazak giymiyorsanız bunu da unutun. Ayak bileği tekniği ise daha çok erkekler içindir, bu kopyayı okumak için çorap giymemeniz ve bileğinizi diğer bacağınızın üzerine yerleştirmeniz gerekiyor (Bacak bacak üstüne atın da diyebilirdik ama böyle daha bir ciddi oldu sanki). Diz üstü ise sadece kızlara yöneliktir, etek giymeniz gerekir, fena değildir, ama çok demodedir. Çaresiz kalırsanız belki.


3. Nezle yöntemi: 

Kolay ve yok edilebilir bir yöntemle karşı karşıyayız. Ama açıkçası fazla pratik bir yol değil. Bir kere iki gün önceden hasta rolüne başlamanız gerekiyor (Rol kabiliyetinden bahsetmiştik değil mi?) Öğretmenin görebileceği anlarda vitamin hapı, öksürük şurubu için ve bol bol burnunuzu silin. Öyle ki burnunuz silmekten kızarmalı, gözleriniz baygın baygın bakmalıdır. Sınav gecesi mendillerinizi çıkarın ve beher mendilin içine, konulara göre bölmek suretiyle kopya bilgilerini yazın. Kaleminiz dağılan mürekkepli kalemlerden olmasın, başınıza durduk yerde iş açarsınız. Sınav esnasında burnunuzu silerken çaktırmadan kopyanızı okuyun. Ancak çok kritik bir nokta var ki, o da mendile bakma sürenizin uzunluğu. Bu süreyi kesinlikle fazla uzatmayın, zira hiç kimse, kendisinin bile olsa, bir sümüğü 10 saniyeden fazla izlemez. Öğretmenin şüphelendiğini hissettiğinizde ise mendile gerçekten sümkürün ve derhal imha edin. Hiçbir öğretmen o şekildeki bir mendili incelemeyi ve delil olarak kullanmayı düşünmek bile istemez. 

4. Silgi yöntemi: 

Bu yöntem için kağıtlı silgilerden kullanmanız şart. Orta büyüklükte, fosforsuz ve kokusuz olanlarından almaya dikkat edin. Öğretmenin hiçbir şekilde dikkatini çekmemeli, dokunma veya koklama hissi uyandırmamalıdır. Okuyabileceğiniz büyüklükte (eğer bilgisayarınız varsa Times New Roman no.2 idealdir) yazdığınız kopyayı katlayıp silginin kağıtlı kısmına yerleştirin. Önünüzdeki öğrenciye göre kendinizi konumlandırarak dilediğiniz zaman kopyanızı açabilir, herhangi bir tehlike anında ise kopyayı yerine yerleştirerek ortadan kaldırabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken tek şey, kopyayı kolay bir şekilde yerleştirebilmek için silgiyle kılıfı arasındaki boşluğu iyi ayarlamaktır. Evde biraz egzersiz yaparak kendinizi geliştirin.


5. Kaos yöntemi:
Önereceğimiz diğer bir yöntem interaktif olan ve yüksek katılım payı bulunan bir tekniktir. Adrenalin düzeyi diğerlerine göre biraz daha düşük olmakla birlikte eğlence oranı daha yüksektir. 

Burada amacınız sınıf içerisinde belli bir kaos yaratıp ortaya çıkan fırsatı kitlesel bir şekilde değerlendirmektir. Böyle bir durumda en çok işe yarayan formül, aranızdan seçeceğiniz bir kurbanda herhangi bir sağlık sorunu yaratıp öğretmenin şefkatini ve ilgisini onun üzerinde yoğunlaştırmak ve bu kısa süre içerisinde sözlü kopya alış verişine girmektir. Örneğin burun kanaması denenmiş ve çok başarılı olmuş bir taktiktir. Burnu kanayacak olan şahsiyet (lütfen rol kabiliyeti olan birisini seçin) parmağını sterilize edilmiş bir iğneyle hafifçe kanatır ve kanı burnuna sürer. Fazla olması gerekmez, kırmızı bir görüntü öğretmeninizin aklını başından almaya yeter. Eğer sınıf olarak “Hii, aaa, ay ay” şeklinde bir panik havası yaratılırsa çok daha etkili olacağı kesindir. Hiçbir öğretmen bir öğrencisinin kan kaybından ölmesini istemez değil mi? 

 SÜPER KOPYA ÇEKME YÖNTEM VE TEKNİKLERİ VİDEOSU

Ya biz çok kötüyüz, bu ne yaa? Birden vicdanımız sızladı. N’apıyoruz biz böyle? Sevgili öğretmenlerimiz gece-gündüz uğraşıp bizlere bir şeyler öğretmeye çalışıyorlar, bizim yaptığımıza bakın. Zaten var ya, her ne kadar kopya zanaatının ustası olursanız olun, “çok doğaldım”, “hiçbir şey anlamadı”, “ruhu duymadı” derseniz diyin, kopya çeken bir öğrenci, koyun sürüsü arasındaki zürafa kadar sırıtmakta imiş, haberiniz ola. Ve sınavında kopya çekildiğini anlamayan öğretmen yokmuş, sadece göz yuman öğretmen varmış. E bunu da duyduktan sonra, bu fedakar insanlara yapılır mı bu arkadaşlar, sorarız size?

Bu kadar kopya hazırlayana kadar oturup çalışsanız atom mühendisi olursunuz yahu. Olmadı. Hiç yakıştıramadık sana bunu İşte Genç. Otur, bir!



About these ads
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 1.556 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: